8 Şubat 2011 Salı

Mısır Liderini Seçti

İşte geleceğin lideri

Kurduğu facebook sayfasıyla Mısır'da isyanın ateşini fitilleyen Gonim adlı genç ülkenin yeni lideri olmaya aday...

Mısır'da Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek'in istifasını isteyen on binlerce protestocu bugün yine meydanlardaydı.
Üçüncü haftasına giren gösterilerde protestocuların lider arayışı halen devam ederken, nihayet bir isim ön plana çıkmaya başladı.

Başkent Kahire'deki Tahrir Meydanı'nda süren gösterileri yakından takip eden El Cezire ve Reuters muhabirleri, eylemlere katılan Mübarek karşıtlarının, 12 gün gözaltında tutulduktan sonra dün serbest bırakılan Google yöneticisi Veil Gonim'i lider olarak görmeye başladıklarını bildirdi.

Google'ın Ortadoğu ülkelerinden sorumlu pazarlama müdürü olan Gonim'in, isyan hareketini tetikleyen en ünlü Facebook sayfasının kurucusu olduğu ortaya çıkmıştı. Ülke çapındaki protesto gösterilerinin başlamasından iki gün sonra, 27 Ocak tarihinde kayıplara karışan Gonim, dün serbest bırakılmıştı.

Reuters ajansı, bugün gösterilere ilk kez katılan Mısırlıların çoğunlukta olduğunu ve bu isimlerin genellikle Gonim'in serbest bırakılmasından ilham aldıklarını bildirdi.

Devlete ait olan Mısır Ulusal Bankası'nın eski yönetim kurulu üyelerinden 71 yaşındaki Afaf Necid, "Bugün buraya ilk kez geldim. Çünkü Mübarek hâlâ eski çirkin yüzlerle buluşuyor... Burada bulunmamın bir başka nedeni de Gonim. Gonim iktidar partisinin artık bittiğini söylediğinde haklıydı" dedi.

El Cezire'nin Kahire muhabiri de bugünkü gösterilerin bu derece kalabalık olmasında Gonim'in etkisinin büyük olduğunu belirtti.

El Cezire muhabiri, "İnsanlar Gonim'i bir çeşit potansiyel lider olarak görüyor" ifadesini kullandı.

Bugünkü gösterilere geç saatlerde katılması beklenen Gonim ise dün insanlardan kendisini kahraman olarak görmemesini istemişti. Gonim, "12 günü gözlerim bantlı geçirdim, hiçbir şey duymadım, birşey bilmiyordum. Ben kahraman değilim. Gerçek kahramanlar meydanlara çıkan, adını bilmediğim insanlar” demişti.

SÜLEYMAN: YOL HARİTASI HAZIR

Sokaklardaki Mübarek karşıtı eylemler bugün tekrar ivme kazanırken, bir yandan da hükümet, siyasi krizin çözümü için çalışmalarına devam ediyor.

Krizin aşılması için muhalefetle yapılan görüşmelere hükümet adına başkanlık eden Devlet Başkan Yardımcısı Ömer Süleyman bugün yaptığı açıklamada, iktidarın barışçıl bir şekilde el değiştirmesi için gerekli yol haritasının hazır olduğunu söyledi.

Görüşmeler hakkında Mübarek'i bilgilendirdikten sonra televizyonların karşısına geçen Süleyman, "İktidarın organize ve barışçıl bir şekilde gerçekleştirilmesini sağlayacak olan belirgin bir yol haritasının zaman çizelgesiyle birlikte masaya konduğunu" söyledi.

Süleyman, ayrıca, anayasada değişiklik yapmakla görevli bir komisyon kurulduğuna dair kararnamenin Mübarek tarafından imzalandığını belirtti. Anayasal değişikliklerin, devlet başkanlığına aday olacakların sayısı ve devlet başkanlığı süresiyle ilgili olduğu ifade edildi.

Mübarek'in bir an önce istifa etmesini isteyen Müslüman Kardeşler'in de arasında bulunduğu muhalefetle hükümet arasındaki görüşmelerde şu ana kadar fazla bir ilerleme kaydedilemedi.

Erzurum da Sahte Vali

ERZURUM Valiliği tarafından yapılan açıklamada, kentte kendilerini vali olarak tanıtarak işadamlarını arayıp, yardım adı altında para talebinde bulunan dolandırıcılara karşı herkesin dikkatli olması istendi.Son günlerde kendilerini vali veya vali yardımcısı gibi tanıtarak yardım toplamaya çalışanlara dikkat edilmesini isteyen Erzurum Valiliği, bu konuda yazılı açıklama yaptı. Bu kişilerin yakalanması için vatandaşların kolluk kuvvetlerine yardımcı olunmasının istendiği açıklamada şu ifadelere yer verildi: "İlimiz genelinde kendini vali veya vali yardımcısı gibi tanıtan kişiler tarafından çeşitli yardım bahaneleri ile vatandaşlarımızdan ve özellikle büyük kuruluşlar ya da işadamlarımızdan para talep edildiği, verdikleri banka hesap numaralarına para yatırmaları, bu yolla vatandaşlarımızın dolandırılmak istendiği Valiliğimize gelen ihbarlardan anlaşılmıştır. Hiçbir devlet kurumu veya görevlisi vatandaşlardan bu gibi taleplerde bulunmamaktadır. Bu nedenle, bu şahıslara itibar edilmemesi ve böyle durumlarla karşılaşıldığında mutlaka kolluk kuvvetleriyle irtibata geçilmesi gerekmektedir. Arayan şahısların telefon numaralarının da bildirilmesi, hem vatandaşlarımızın mağdur olmalarını engelleyecek hem de haksız kazanç peşinde koşan art niyetli kişilerin yakalanmalarına yardımcı olacaktır."
aydınlıkevler rent a car ankara rent a car  halı yıkama mersin mersin temizlik firmaları
köme pestil pestil köme gümüşhane köme gümüşhane pestil Ankara Oto Kiralama  Erzurum Oto Kiralama  Ankara Hasta Bakıcılık
mersin oto kiralama mersin rent a car Arabamı Kiraya Vermek İstiyorum

Telefon Sapığı Erzurum'da Yakalandı

Rastgele çevirdiği cep telefonu numaralarına çıkan kadınlara, cinsel organının fotoğraflarını mesajla gönderen Nuri A. yakalandı.
Kaynak Hürriyet Haber - Zafer KUMRU/ERZURUM, (DHA)
Ezurum’da yaşayan 44 yaşındaki Nuri A., cep telefonu ile tacizlik suçundan teknik takip sonucu yakalandı. Türkiye genelinde 70 kadına, cep telefonu ile 583 kez cinsel organının fotoğrafını gönderdiği ve 4 bin 291 kez mesaj ve arama yaparak rahatsızlık verdiği ileri sürülen Nuri A. Emniyet Müdürlüğü’ndeki ifadesinde suçlamaları kabul etti.


1.5 yıldır iletişim sapıklığı yaptığı iddia edilen ve 2009- 2010 yılında bekçilik yapan Nuri A.'nın ikisi kendisi, biri komşusu H.S.’nin üzerine kayıtlı 3 ayrı cep telefonu hattının bulunduğu bildirildi.

Fotoğraflı mesaj gönderdiği kadınların şikayeti üzerine Telekominikasyon İletişim Başkanlığı’nın teknik takibi sonucu, şüphelinin Erzurum’da yaşadığı tesbit edildi. Bunun üzerine Erzurum Emniyet Müdürlüğü Ahlak Büro Amirliği ekipleri, şüpheliyi evinden aldı. Emniyetteki ifadesi tamamlanan ve suçlamaları kabul eden Nuri A. Adliyeye sevk edildi.

Diyarbakır da Patlama Çok Sayıda Yaralı Var

Haber Kaynağı Mynet

Diyarbakır'ın Bağlar ilçesindeki bir benzin istasyonundaki markette patlama meydana geldi. Olayda yaralananlar var.


Edinilen bilgiye göre, Bağlar Hatboyu Caddesi'ndeki Oryıl Petrol İstasyonu içerisinde yer alan 3 katlı market içerisinde henüz belirlenemeyen nedenle patlama meydana geldi. Patlamada ilk belirlemelere göre 9 kişi yaralandı.
Yaralılar, ambulanslarla Diyarbakır'daki çeşitli hastanelere sevk edildi. Tedbir amaçlı olarak bölgeye elektrik verilmezken, itfaiye ekipleri de hazır bekletiliyor.
Diyarbakır İl Emniyet Müdürü Mustafa Sağlam olay yerine gelerek incelemede bulundu.

Patlamanın gaz sıkışmasından kaynaklandığı tahmin ediliyor.

Diyarbakır da Patlama Flaş Haber

Diyarbakır'ın Bağlar İlçesi Koşuyolu Caddesi üzerinde bulunan bir petrol istasyonunun içerisinde hizmet veren markette henüz belirlenemeyen bir nedenle patlama meydana geldi. Patlamada çok sayıda kişinin yaralandığı öğrenilirken, olay yerine emniyet ve sağlık ekipleri sevk edildi.

Kurtlar Vadisi Pusu 5. Sezon 112. Bölüm 1. Fragman

Zaza Dayı Ölecek mi ?

Kurtlar Vadisi Pusu 5. Sezon 112. Bölüm 1. Fragman

FLAŞ HABER Diyarbakır da Patlama

Alınan bilgilere göre Diyarbakır'ın Bağlar ilçesindeki bir benzin istasyonundaki markette patlama meydana geldi. Olayda yaralananlar var...


Ayrıntılar birazdan geliyor...


Patlamada 3-4 kişinin yaralandığı bildirilirken binanın kullanılamaz hale geldiği belirtildi. Olay sonrası Benzin istasyonu olması nedeniyle çevrede ikinci bir patlama ihtimaline karşılık geniş güvenlik önlemleri alındı. Sivil Savunma ekiplerinin arama kurtarma çalışmalarını sürdürüyor.

Adnan Polat a Büyük Şok

Türkiye Futbol Federasyonu, Galatasaray Başkanı Adnan Polat'ı, Galatasaray Yöneticisi Murat Yalçındağ'ı ve Beşiktaş Yöneticisi Serdal Adalı'yı son dönemde yaptıkları açıklamalar nedeniyle PFDK'ya sevketti.

Süheyl Batum'dan Başbakana Jet Cevap

Batum, ‘Şehitlere kelle diyen bir Başbakan mı suç duyurusunda bulunuyor? Yoksa Anıtkabir’de sap gibi durmaya gerek yok diyen bir Başbakan mı suç duyurusunda bulunuyor?’ diyerek Başbakan Erdoğan’a sert tepki gösterdi.

CHP Genel Merkezi’nde olan Süheyl Batum’un basın açıklaması hazırladığı öğrenildi.
Batum istifa edecek mi?
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, CHP Genel Başkan Yardımcısı Süheyl Batum hakkında suç duyurusunda bulunduğunu söylemesi üzerine açıklama yaptı.
Kılıçdaroğlu, Erdoğan'ın Batum'un TSK ile ilgili ifadeleri üzerine suç duyurusunda bulunduğunu söyulemesini yargıya müdahale olarak değerlendirdi.
Kılıçdaroğlu, Süheyl Batum'un görevinden istifasının söz konusu olup olmadığı yönündeki bir soru üzerine de "Böyle sorular sormayın. Bu soruya cevap yok" dedi.

Her eve Alarm Sistemi Kampanyası


Her Eve Alarm Kampanyasında Yılın En İyi Fiyatı 350 TL + KDV Kablosuz Alarm Sistemi Ev İşyerlerine özel
Bilgi için : 0 554 536 61 64  -   0 312 286 86 41

Fenerbahçe'den bir ilk daha


Fenerbahçe Kulübü'nden yapılan açıklamada, taraftarların daha rahat ve güvenli bir şekilde maç izlemesi için teknolojinin tüm olanaklarını seferber eden Sarı-Lacivertli Yönetim ve stat yönetimi, Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadı'nın daha kullanışlı ve estetik bir hale kavuşması için yapılan çalışmalar kapsamında son olarak, Fenerium Tribünü'ne en son teknolojiyle üretilen 2 adet yürüyen merdiven monte edecek.
Fenerium Alt ve Fenerium Üst tribünlerinin ortasındaki beton platformdan, stadın önünde geçen Recep Peker Caddesi ile biletix gişelerinin bulunduğu Şefik Bey Sokak'ın kesişim noktasına dik olarak inecek yürüyen merdivenler, stada giriş ve çıkışlarında taraftarlarımıza büyük kolaylıklar sağlayacak. Monte işlemleri devam eden ve her biri saatte 9 bin yolcu taşıma kapasiteli yürüyen merdivenler, en kısa sürede hizmete girecek.

DEFNE JOY FOSTER ÖLÜM NEDENİ ?

Defne Joy Foster’ın yakınları, genç kadının cesedinde yapılan ilk incelemede, “astım krizi”nin tetiklediği solunum yetmezliği ve kalp krizi bulgusuna rastlanamadığının bildirildiğini söyledi. Kapsamlı rapor, Adli Tıp’ta yapılacak 1.5 aylık doku incelemesinden sonra açıklanacak.

ADLİ Tıp Kurumu, Defne Joy Foster’in vücudundan aldığı doku, idrar ve kan örnekleriyle yaklaşık 1.5 ay sürecek makroskobik inceleme başlattı. Ancak genç kadının yakınlarına ulaşan bilgilere göre, Defne’nin cesedinde yapılan ilk incelemede “astım krizi”nin tetiklediği solunum yetmezliği ve kalp krizi bulgusuna rastlanamadı. Habertürk’ün ulaştığı Adli Tıp Kurumu yetkilileri ise ölüm nedeninin kesin olarak belirlenebilmesi için, laboratuvar ortamında yapılan kapsamlı analizlerin tamamlanması gerektiğini vurguluyor. Adli Tıp’ın bilimsel verilerle hareket ettiğini ve kesin sonuca ulaşmak için elde edilen verilerin yetersiz olması durumunda daha da derinlemesine analiz yapılabileceğini kaydediyorlar. Birçok bulgunun göz önünde bulundurulması ve tüm analiz sonuçlarının bir arada değerlendirilmesinin önemini belirten Adli Tıp yetkilileri, kapsamlı otopsi raporu tamamlanıncaya kadar bilgi verilmesinin doğru olmadığını ifade ettiler.
Mezar ziyaretleri sürüyorGeçen çarşamba sabahı, Kadıköy’de arkadaşı Kerem Altan’ın evinde ölü bulunan sunucu ve oyuncu Defne Joy Foster’in Zincirlikuyu’daki mezarı, yakınları ve sevenlerince sürekli ziyaret ediliyor. Dün Defne’nin mezarına gelen 50 yaşlarındaki bir kadın, Defne’yi televizyondan takip ettiğini ve hayranı olduğunu belirterek uzun süre dua okudu. Yanında iki kişi daha bulunan ve ismini vermek istemeyen kadın, dua okurken gözyaşı döktü ve mezara çiçek bıraktı. Bu ziyaretten yaklaşık 20 dakika sonra ise 30-35 yaşlarında bir kadın, iki çocuğuyla mezarı ziyaret etti. Üzgün olduğunu söyleyen kadın, 9 ve 14 yaşlarındaki iki çocuğunun Defne Joy Foster’ı çok sevdikleri için mezarlığa geldiklerini söyledi.

‘Ölüm nedeni uyuşturucu ise Kerem Altan’a dava açılabilir’Defne Joy Foster’in ani ölümüyle ilgili Kadıköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nca başlatılan ön soruşturmayı Adli Tıp Kurumu’ndan gelecek otopsi raporu şekillendirecek. Emekli Ankara Cumhuriyet Başsavcı Vekili Bekir Selçuk, otopsi raporundaki ölüm nedeninin, Kerem Altan hakkında dava açılıp açılmayacağını belirleyeceğini söyledi. Selçuk, Defne’nin ölüm nedeninin “astım krizine bağlı solunum yetmezliği” ya da “kalbin durması” gibi nedenler olarak tespit edilirse Kerem Altan’a dava açılamayacağını ifade etti. Otopsi raporunda ölüm nedeninin “uyuşturucu” olduğunun tespit edilmesi halinde durumun değişeceğini vurgulayan Selçuk, şöyle konuştu: “Kanında uyuşturucu bulunması değil, uyuşturucunun ölümüne neden olduğu tespit edilirse durum değişir. Bu kez soruşturma genişler. Uyuşturucuyu kim temin etti, kendi rızasıyla mı aldı, bunların tespiti gerekir. O gece bir arada olduğu insanların anlatımlarının alınması gerekir. Bunun sonucunda eğer uyuşturucu nedeniyle öldüğü ve rızası dışında uyuşturucu verildiği tespit edilirse suç oluşabilir. Uyuşturucuyu Kerem Altan’ın temin ettiği anlaşılırsa işte o zaman sorumluluğu ortaya çıkar ve dava açılabilir.” Anne Hatice Foster’in avukatı ise Defne’nin ölümündeki bilinmeyenlerin ortaya çıkması için hukuki girişimlerde bulunacaklarını söyledi. Avukat Mermer, “Aile bireyleriyle bir toplantı yaptık. Birkaç gün içinde bir basın açıklaması yapacağız. Ardından da savcılığa başvurarak hukuki süreci başlatacağız” dedi.

BAŞBAKAN ERDOĞAN'DAN SERT TEPKİ

 AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisinin TBMM grup toplantısında şunları söyledi:

"Aynaya baksınlar kendi 'mübarek' yüzlerini görürler"
"Mısır konusunu iç siyasette malzeme olarak kullanma gayretlerinin son derece çarpık biçimde devam ettiğine şahit oluyoruz. Mısır'daki olaylardan asıl ders çıkarması gerekenler, her zaman olduğu gibi anlamazdan geliyorlar. On yıllardır bu ülkede statükoyu, elitizmi savunanlar millete göbeğini kaşıyan adam, yüzde 60 aptal diyenler, aynaya bakarlarsa orada kendi mübarek yüzlerini görürler. Bu millet 1950 seçimlerinde, 2002'de 12 Eylül 2010'da statükoya seçkincilere kendisini tahkir edenlere en güzel cevabı vermiştir. Bu mesajı almamakta direnenlerin en azından uluslararası denklemde nereye tekabül ettiklerini, hangi isimlerle yanyana anıldıklarını artık görmelerini temenni ediyoruz. Türkiye'de halkın iradesini küçümseyenler her zaman darbe şakşakçılığı yapmışlardır."


"Her yerin anayasa hukukçusu olsa ne olur!"
"Ana muhalefet partisi geçmişinden bugüne darbe şakşakçılığından vazgeçmedi, bugün de vazgeçmiyor. Bakıyorsunuz sıfatı anayasa hukukçusu olan biri çıkıyor garip şeyler söylüyor. Senin her yerin anayasa hukukçusu olsa ne olur? Bu tür kişiler akademisyen olamaz. Bu tür kişiler hukukçu da olamaz. Bu tür kişiler olsa olsa elindeki Anayasa kitapçığını ezberlemiş bir kişi olarak meydanda dolaşır. Siyasete girdiği anda işte kral çıplak meydana çıkıyor. Söylediği laflar ortada. Şu anda kalkıp da TSK'ya yönelik kartondan bir kağıtmış diye orduyu adeta Amerika'nın yönetimine, idaresine vermiş bir havada gösterme anlayışı bir suçtur. Ve şuanda da Zonguldak böyle bir işi başlattı. Ben de buradan bu suç duyurusunu ilan ediyorum. Özellikle TSK bizimle ilgili bir kuruluştur, gereğinin yapılması lazım. Karşılıksız kalamaz. Karşılıksız kaldığı anda TSK ile futbol topu oynar gibi oynarlar. Bedeli ödettirilmelidir. Kimse bunu demokratik süreçle içiçe koyamaz. TSK'yı hiçbir zaman herhangi bir ülkenin yönettiği gibi bir yaklaşıma prim vermeyiz. Buna yönelik adımlarında özellikle savcılarımız tarafından atılmasının gereğini özellikle vurguluyorum. Vesayetçi anlayışları ortadan kaldıran bir iktidardır. Biz otoriter rejimlere karşı olduğumuz gibi, vesayetçi anlayışlara da kaşrıyız. Birileri kalkmış, Ortadoğu'da demokrasi olamayacağını, İslam'la demokrasinin birarada olamayacağını iddia ediyor. Demokratik düzenlerde aşırı radikal anlayışlar iktidara gelemezler. Radikalizm bahanesiyle demokrasinin önünü kesmek tutarsızlık samimiyetsilzik olur. Bölgede belli bir ülkenin çıkarına ters diye bölge halklarının iradelerini hiçe saymak demokrasinin gelişmesine engel olmak vicdansızlık olur. Bugün yüksek sesle demokrasi mesajı vermeyen batılı ülkeler yarın büyük bir inandırıcılık sorunu yaşayacaklar. Ortadoğu halkarının hafızasına kötü bir kayıt düşmüş olacaklardır."


"Annelerin gözyaşı üzerinden siyaset yapmıyoruz"
"Dolmabahçe ofisimizde, haftasonunda önemli bir görüşme gerçekleştirdik. Cumartesi anneleri olarak bilinen annelerden 12 tanesini kabul ettim, dinledim. Anneliğin ideolojisi yoktur. Biz bu sürece anneler ağlamasın diye başladık. Orada 103 yaşına ulaşmış Berfu Ana vardı. Bir hikayesini orada bizimle paylaştı. Onun hissiyatını paylaştığımızda, anneliğin siyasetinin de ideolojisinin de olmadığını gördük. Bir gece evinize girip gözlerinizin önünde oğlunuzu alıp götürüyorlar. 31 yıl oğlunuzdan haber alamıyorsunuz. 'Cemil dedim' son kez diyor Berfu Ana, 'o da bana anne diye seslendi. Son duyduğum sesler buydu. Belki birgün çıkar gelirse kapıyı kilitli bulmasın diye hep açık tutuyorum' diyor. Ne yazık ki bu ülke bu acıları yaşadı. Suçluysa karşılığını bulur. Oğlun hapse mahkum denir. Daha da olmazsa öldü dersin, mezarına gider bir çiçek koyar. Faili mechullerin ne büyük bir acı olduğunu biliyoruz. Evlatlarının kemiklerini bile bulamayan anneler var bu ülkede. 8 yıldır işte biz bu analar için, bu analar adına çetelerle mücadele ediyoruz, bu anneler için milli birlik ve kardeşlik projesi diyoruz. Bunun istismar edilmesini doğru bulmuyoruz. Her ne sebeple olursa olsun ülkemizdeki hiçbir anne evladı için gözyaşı dökmesin diye çalışıyoruz. Başkalarının yaptığı gibi acı üzerinden, kan, şehitlerimiz, annelerin gözyaşı üzerinden siyaset yapmıyoruz. Türkiye bu acıları bir daha yaşamasın diye siyaset yapıyoruz. 8 yıldır tek başımıza bu mücadeleyi yapıyoruz.


"Çetelere avukatlık yapmaya devam ediyorlar"
"Birileri bu arada çetelere avukatlık yaptı ve yapmaya devam ediyor. 12 Eylül'de biz evet derken birileri buna hayır dedi. Bu dönemde işlenen cinayetlerin faillerini rekor bir sürede bulduk ve adalete teslim ettik. Sadece kendi dönemimizle kalmadık, bizden önceki dönemlerde işlenen cinayetlerin aydınlatılması için de gayrette bulunduk. Bu, bu grubun eseridir. Eğer statüko, attığımız her adımda önümüze bir duvar gibi dikilmeseydi, eğer birileri demokrasinin yanında saf tutmak yerine çetelere avukatlık yapmasaydı, inanın Türkiye bugün çok faklı bir yerde olurdu. Önümüze çıkan engellere aldırmayacağız. Türkiye'nin yakın tarihindeki tüm karanlık noktaları aydınlatmak, anne-babaların gözyaşlarını dindirmek için samimiyetle çalışmaya devam edeceğiz. Zor biliyorum ama sabır en büyük zenginliktir. O annelerin yüreği bizim yüreğimizi ve yolumuzu aydınlatmaya yeter.

Çok üzülüyorum ama, 2004 yılında olmuş bir hadise var, dönemimizde faili meçhul yok diye biliyordum ben bunu öğrenmeden önce. Öyle bir anne oradaydı ve evladının İTÜ'de okurken bir gidişle gittiğini ve İğneada'da kaybolduğunu öğrendik. Bir iki telefon görüşmesi ve sadece ıslak fanilanın kendisine ulaştığını öğrendik. İnandırıcı yanı olmadığını söylüyor, ben de inanıyorum ona. Bunlar yapıldı, biliyoruz. Artık bunların aşılması gerekiyor. 2004-2011, 7 yıl. Bu 7 yılı ayrıca hesaba çekmemiz lazım. Annesiyle tekrar tekrar görüşmemiz lazım. Şuanda Ergenekon'da adı geçen bazı isimler var, bu isimlerle bağlantılı olduğu söyleniyor. Bu raporların üzerine gideceğiz, netice almaya gayret edeceğiz."


"Kimse KKTC konusunda bizimle yarışamaz"
"KKTC'ye uyarılarımızı CHP yine istismar malzemesi haline getirdi. KKTC'ye en büyük destek şu 8 yıllık iktidarımız döneminde olmuştur. Kıbrıs davası bu dönemde en güçlü şekilde savunulmuş, KKTC'nin eli bu dönemde güçlendirilmiş, uluslararası platformlarda daha görünür hale gelmiş ve her zaman aktif olmuştur. Kıbrıs mücadelesi ve çözüm iradesi bu dönemde en güçlü şekilde ortaya konmuştur. Hiç kimse KKTC üzerinden istismara kalkışmasın, kendi küçük hesaplarına bu mücadeleyi alet etmesin. Anamuhalefet de, muhalefet de, kimse bu konuda bizimle yarış edemez.


"Bugüne kadar Kıbrıs konusunda hiçbir adım atmayanlar..."
"Bugüne kadar Kıbrıs konusnuda hiçbir adım atmayanların şimdi çıkıp KKTC'yi hatırlamalarını, hem Kıbrıs Türkü'nün hem de vatandaşlarımızın vicdanına havale ediyorum. Bu davadan asla vazgeçmeyecek, Kuzey Kıbrıs'ın menfaatlerini korumak için hassasiyetle çalışmaya devam edeceğiz. Kıbrıs Rum Kesimi'nin ayak oyunlarına hizmet eden her türlü girişim, karşısında bizi bulacak. Türkiye her zaman yavru vatanın yanındadır. Türkiye Kıbrıs meselesinde bir garantör ülkedir. Kuzey Kıbrıslı kardeşlerine destek vermeye devam edecektir, bu konuda hiçbir spekülasyona da izin vermeyecektir.

 

"Filistin bunun en somut ve en acı örneğidir"
"Öyle bir coğrafyada yaşıyoruz ki, bölede meydana gelen her bir olay doğrudan ya da dolaylı olarak bölgenin tamamını etkiliyor. 1000 yıllar boyunca bir arada yaşamış kültürleri bir olan bu bölge halklarından birinin başı ağrısa bu hemen diğer ülkelerde de hissediliyor. Filistin bunun en somut ve en acı örneğidir. Hiç kimse Filistin meselesine bir iç mesele olarak bakma lüksüne sahip değildir. Filistin'de bir halka yönelik baskı, sindirme zülum ve isnanlık dışı muamele her an her saniye bütün coğrafyada hissedilmiştir. Fİlistinliler'in meselesi olmaktan çıkmış, insanlık meselesine dönmüştür. İnsani boyutuyla bütün Ortadoğu'da siyasi ve ekonomik her denklemin merkezinde yer almaktadır. Filistin meselesi nasıl her birimizin ortak meselesiyse, tüm bölgede halkların arzuları, insanca yaşam haykırışları da hepimizin ortak meselesidir. Biz meseleye ilkesel bakıyoruz. İnsanlık merciinde, kardeşlik, komşuluk penceresinden bakıyoruz. Kalp gözümüzle bakıyorz. Ne kimsenin içişlerine karışmak isteriz, ne durumdan vazife çıkarırız, ne de kendi kendimize gelin güvey oluruz. Biz isteriz ki bölgemizde barış, istikrar, güven, huzur olsun. Ortadoğu, halkın sesine kulak vermeyen anlayışlardan çok çekti."


"Halka rağmen, halka karşı hiçbir iktidar ayakta kalamaz"
"Bir açık hava hapishanesinde yaşayan Gazze, Hamas, bütün o zor şartlara rağmen Mısır'daki kardeşlerine ekmek ve su ulaştırıyor. Bu tablo çok önemli. Kendileriyle iletişimin olmadığı bir zeminde Gazzeli, Hamas, bunu yapıyor. Kardeşlik hukuku içinde Ortadoğu halklarına gönül bağımızı uzatıyoruz. Halka rağmen halka karşı hiçbir iktidar ayakta kalamaz. İktidarların görevi, halkın taleplerine kulak vermektir. Bu süreçte ABD Başkanı Sayın Obama ile 6 gün içinde 2 görüşmemiz oldu. Mısır'da uluslararası gözlemcilerin denetiminde düzenlenecek serbest ve adil seçimler doğrultusunda yeni bir hükümete düzenli geçiş sağlanmalıdır. Geçiş süreci derhal başlamalı ve kısa olmalıdır. Geçici hükümet ittifaklar belirlenmeli ve tüm taraflar açısında kabul edilebilir olmalıdır. Mevcut gösteriler sırasında şiddete başvuranlar adalete teslim edilmelidir. Evrensel ilkelere uyan bir sçeim yasası benimsenmelidir. Oylama yapıldıktan sonra 24 saat içinde seçim neticelendirilmelidir. Açlık gibi insani sıkıntıların halka ciddi bir dram yaşatmaması için bir donörler kurulu toplanmalıdır."

İSRAİL ! SAVAŞ ALARMI



İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Arap-İsrail savaşlarından sonra imzalanmış olan barış anlaşmalarının kalıcı olmayabileceğini söyledi. İsrail Genelkurmay Başkanı Gabi Aşkenazi, Ortadoğu'da son gelişmelere işaret ederek, "İsrail'in birkaç cephede bir savaşa hazırlıklı olması gerektiğini" söyledi.
Avrupa Parlamentosu üyeleriyle bugün bir görüşme yapan Netanyahu, barışın kalıcı olmayabileceğini belirterek, "Barış dışarıdan da içeriden de yok edilebilir" dedi.
Netanyahu, "Mısır'da olası bir değişim sonucunda iktidara gelebilecek olan kökten dincilerin 1979 tarihli İsrail-Mısır antlaşmasını geçersiz kılabileceklerinden kaygı duyduğunu" da ifade etti.


İsrail Başbakanı Netanyahu, bu tür güçlerin dünyanın diğer ülkelerinde nükleer silaha sahip olmalarının, dünya barışını tehdit edeceğini kaydetti.
Aşkenazi: "Savaşa hazırlıklı olalım"
Bu arada İsrail Genelkurmay Başkanı Gabi Aşkenazi de, Ortadoğu'da son gelişmelere işaret ederek, "İsrail'in birkaç cephede bir savaşa hazırlıklı olması gerektiğini" söyledi.
Görev süresi bir hafta sonra dolacak olan Aşkenazi, Herzliya Konferansında konuştu.
Ynet haber sitesine göre Aşkenazi, "Farklı oyuncular arasındaki ilişkiler, bizi birden fazla cephede savaşmak durumunda bırakabilir" dedi.
Ortadoğu'da radikal kampın güç kazandığını, geleneksel Arap liderliği arasında ılımlı kampın zayıfladığını savunan Aşkenazi, "İsrail'in komşuları arasında radikal İslam tehdidinin büyüdüğünü, bu nedenle savunma bütçesinin önümüzdeki yıllarda artırılmak durumunda kalacağını" belirtti.
Genelkurmay Başkanı, İsrail ordusunun karşı karşıya kaldığı değişikliğin de tehdit yelpazesinin genişlemesi olduğunu söyledi.
Aşkenazi, şöyle devam etti: "Bu yelpaze nedeniyle konvansiyonel bir savaş için hazırlanmalıyız. Konvansiyonel olmayan bir savaş ya da sınırlı çatışmalar için hazırlanıp da, günü geldiğinde silahlı kuvvetlerin anında konvansiyonel bir savaşı yürütmesini beklemek hata olur."
Gabi Aşkenazi, İsrail istihbaratının Mısır'daki olayları tahmin edemediği eleştirilerine karşı da "Hiçbir istihbarat analizcisinin elinde geleceği görebileceği bir kristal küre yok. Bunu bana da sordular.
Mısır Genelkurmay Başkanı da olacakları bilmiyordu dedim" ifadelerini kullandı.

Hırsızlıkta Devrim Yarattılar...


Sabıkalı hırsızlar Marmara Denizi'ne veri iletişimi için döşenen kabloları birçok kez dalış yaparak çaldı. Yüzlerce kilo kabloyu satan soyguncular polise "Biz balıkçıyız. Ağlarımıza takıldıkları için kestik, çalmadık" diyerek ifade verdi.
Özel bir şirket tarafından Marmara'nın dibinden Adalar'a kadar döşenen ancak henüz faaliyete geçmeyen fiber optik kabloların yerini tespit eden sabıkalı hırsızlar, tekne sahibi bir balıkçı ile anlaşarak yüzlerce kilo kablo çaldı. 
5 YIL HAPİS İSTEMİ 
Sabah gazetesinde yer alan habere göre; Sık sık denize dalarak kablo kesen hırsızlar ihbar üzerine yakalanınca, "Takılan balık ağımızı kurtarmak için kestik" dediler. İki şüpheli hakkında 5'er yıl hapis istemiyle dava açıldı. İstanbul Cumhuriyet Savcılığı'nca hazırlanan iddianameye göre, 7 Eylül 2010 akşamı saat 22.00'de Kumkapı Polis Merkezi'ni arayan ve adının "Serkan" olduğunu söyleyen bir kişi, Ulaş S.'nın denize dalarak Adalar'a giden fiber internet kablolarını kesip su yüzüne çıkardığını anlattı. İhbarda bu kişinin her dalışında çıkardığı kabloları 20-30 bin liraya sattığı, Selçuk K. isimli diğer şüphelinin de kendisine yardımcı olduğu belirtildi. İhbar üzerine Kumkapı Balık Hali içindeki mendireğin bulunduğu yere gelen polisler kalın kabloları kayalıklara dizilmiş olarak buldular. Çevrede arama yapan polisler, "Karakaş" adlı balıkçı teknesinin mendireğin yakınında bulunduğunu tespit ettiler. Teknenin sahibi Selçuk K. ve diğer şüpheli Ulaş S. gözaltına alınarak karakola götürüldü. Burada alınan ifadelerinde suçlamaları kabul etmeyen Selçuk K. ve Ulaş S., balık avlarken ağlarının takılması nedeniyle ağı kurtarmak için kabloları kestiklerini söylediler. 
KUMAŞ GİBİ KESTİLER 
Ancak yapılan araştırmada, özel bir şirket tarafından Adalar'a döşenen fiber optik internet kablolarının varlığını öğrenen hırsızlık suçundan sabıkalı Ulaş S. nın tekne sahibi olan diğer şüpheli Selçuk K. ile anlaşarak bu suçu işledikleri ortaya çıktı. Şüphelilerin kablonun yerini kaybetmemek için ucuna işaret koydukları ve zaman zaman gelerek kablodan 100-200'er kilo keserek sattıkları anlaşıldı. Soruşturmayı tamamlayan savcılık tarafından, tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılan şüpheliler hakkında TCK'nın 142/1-a maddesince "kamu yararına tahsis edilen eşyayı iştirak halinde çalmak" suçundan 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı. Şüpheliler İstanbul Asliye Ceza Mahkemesi'nde yargılanacak. 
FİBER OPTİK NEDİR?
İnsanın saç teli kalınlığında ve çok hassas üretilmiş saf bir cam ip üzerinden ışığın iletilmesi prensibiyle çalışan bir kablo türüdür. Bu şekilde üretilmiş kabloların tercih edilmesinin en büyük sebebi, çevresel şartların ağır olduğu; nemli, rutubetli, elektriksel alan parazitlerinin yoğun olduğu yerlerden etkilenmemesi ve her zaman stabil bir bağlantı sunması. Fiber optik kablolar, iletimi ışık hızıyla yani saniyede 300 bin km'lik hızla gerçekleştiriyor

Binanıza Isı Yalıtımı Yaptırın Karlı Çıkın !

Geçtiğimiz 2010 yılı içerisinde binalarına dış cephe ısı yalıtımı yaptıran Ankara lılar Kış sezonunda  % 70 'lere varan tasarruf sağladıklarını belirtiler.

Isı Yalıtımı artık bir lüks veya olmasada olur tarzında bir uygulama değil, ihtiyactır.

BİNALARDA Enerji Performansı Yönetmeliği’nin  (BEP) tam anlamıyla uygulanması halinde Türkiye’de enerji tüketiminin en az yüzde 50 azalacağı bildiriliyor. Türk Tesisat Mühendisleri Derneği (TTMD) Başkanı Cafer Ünlü, bunun yıllık 7 milyar dolarlık enerji tasarrufu anlamına geldiğini söyledi. BEP Yönetmeliği’ni değerlendirmek amacıyla basın toplantı düzenleyen Başkan Cafer Ünlü, BEP Yönetmeliği’nin 5 Aralık’ta yürürlüğe girdiğini hatırlatarak mevcut ve yeni yapılacak konutların yanı sıra otel, hastane ve alışveriş merkezleri gibi tüm ticari ve hizmet amaçlı binalarda enerji tüketiminde tasarruf sağlanmasının hedeflendiğini bildirdi.yılda 7 milyar dolar tasarruf sağlanacağını belirten türk tesisat mühendisleri derneği başkanı ab uyum açısından çok önemli olduğunu savunurken birileri para kazansın düşüncesini insanın aklında uyandırmadan da edemiyor dedirtecek zorunluluktur.
Ankara ili içerisinde bu ay içerisinde yaptığımız incelemelerde BRK GRUP İNŞ.TAAH.TEM.TAŞ.DAN.GIDA İÇ VE DIŞ TİC.LTD.ŞTİ.  2011 sezonunda başlatmış olduğu kampanyada, İZODER onaylı uygulama firması olarak çalışmalarını başlatmıştır. Müşterilerine Hem Yalıtımda uygun fiyatlar sunmakta, hem Şekerbank EkoKredi avantajlarını kullandırmakta, hemde binalara güvenlik kamera sistemi uygulaması yaparak, yapılarınıza değer üstüne değer katmaktadır. Firmanın resmi websitei http://www.brkgrup.net/ detaylı bilgileri buradan alabilirsiniz...

Gül'den Beklenen yasaya onay !


Cumhurbaşkanı ABDULLAH GÜL, emniyet teşkilatında 10 yılını doldurmuş polislerin askerlik hizmetini yapmış sayılmasını öngören yasayı onayladı.

Cumhurbaşkanlığı Basın Merkezinden yapılan açıklamaya göre Gül, 6109 sayılı Askerlik Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'u yayımlanmak üzere Başbakanlığa gönderdi.

Gül ayrıca, 6107 sayılı İller Bankası Anonim Şirketi Hakkında Kanun ile 6108 sayılı Askerlik Kanunu ile Yedek Subaylar ve Yedek Askeri Memurlar Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun'u da onayladı.

Cumhurbaşkanı Gül'ün onayladığı 6109 sayılı Askerlik Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun uyarınca, Emniyet Genel Müdürlüğü merkez ve taşra teşkilatı kadrolarında bulunan ve Emniyet Hizmetleri Sınıfına mensup personel ile mezun olup göreve başlamak kaydıyla polis eğitim ve öğretim kurumlarında öğrenim görmekte olanlar ve bu kurumların giriş sınavlarını kazanmış olanlardan askerlik hizmetini yapmamış olanların askere celp ve sevk işlemleri ertelenecek.

Bu yükümlülerden Emniyet teşkilatında 10 yıllık hizmet süresini tamamlayanlar; askerlik hizmetini yerine getirmiş sayılacak. Bu yükümlüler ile ilgili bilgiler, İçişleri Bakanlığı tarafından Milli Savunma Bakanlığına gönderilecek ve nüfus kayıtlarına işlenecek.

Yasaya göre, 10 yıllık sürenin başlangıcında, polis eğitim ve öğretim kurumlarından mezun olarak fiilen göreve başlanılan tarih esas olacak. 10 yıllık süre tamamlanmadan herhangi bir nedenle Emniyet teşkilatından ayrılan veya başka kuruma nakledilen veya bu süre içinde meslekten ilişiği kesilen personel, genel hükümlere göre askerlik hizmetini yerine getirecek.

-ASKERDE OLANLAR TERHİS EDİLECEK-

Yasanın yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla bu kapsama giren ve halen askerlik hizmetlerini yerine getirenler terhis edilecek ve görevlerine iade edilecek.

Yasa, yurt dışında görev yapan veya eğitimini yurt dışında sürdüren polisleri de kapsıyor.

Yasa kapsamına giren polisler hakkında yoklama kaçağı ve bakaya gibi suçlardan adli takibat yapılamayacak, başlatılan tahkikatlar da durdurulacak.

-DÖVİZLE ASKERLİK-

Cumhurbaşkanı Gül'ün onayladığı 6108 sayılı Askerlik Kanunu ile Yedek Subaylar ve Yedek Askeri Memurlar Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun uyarınca, yurt dışında yaşayıp, daha önce her ne nedenle olursa olsun dövizle askerlik hizmeti kapsamından çıkartılanlar veya bu hizmetten yararlanma şartlarını kaybettikleri sonradan tespit edilenler, kanunda belirtilen şartları taşımaları ve 10 bin avro ödemeleri ve temel askerlik eğitimini yapmaları halinde, askerlik hizmetini yerine getirmiş sayılacak.

Bu kişiler, durumlarını ispat eden belgelerle konsolosluklar aracılığıyla askerlik şubelerine başvuracak. Başvuruda bulunanlar 10 bin avro veya karşılığı yabancı ülke parasını, başvuru sırasında defaten ödeyecek.

Yasanın yürürlüğe girdiği tarihte 45 yaş ve üzeri olanlar da dövizle askerlikten yararlanabilecek. Yurt dışında yaşayan 45 yaş ve üzeri kişiler ise 15 bin avro veya karşılığı yabancı ülke parasını başvuru sırasında defaten ödeyecek. Bu kişiler, temel askerlik eğitimine tabi tutulmadan, askerlik hizmetini yerine getirmiş sayılacak; eğer 21 günlük temel askerlik eğitimini yapmak isterlerse de 10 bin Avro ödemeleri yeterli olacak.

Türk vatandaşlığından çıkmalarına İçişleri Bakanlığınca izin verilenlerle Türk vatandaşlığını kaybettirilmesine Bakanlar Kurulunca karar verilenlerden; düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 2 yıl içinde vatandaşlığa alınmak üzere yetkili mercilere başvuranlar, Türk vatandaşlığına yeniden kabul edilme tarihinden itibaren 1 yıl içinde başvurmaları halinde, yasa hükümlerinden yararlanacak.

Bu düzenlemeden yararlananların dövizle askerlik hizmeti kapsamında daha önce yaptıkları ödemeler, ödeyecekleri toplam miktardan düşülecek. Bundan yararlanan yükümlüler hakkında, saklı, yoklama kaçağı, bakaya veya noksan hizmetli statüsünde olup her ne sebeple olursa olsun askerlik hizmetini tamamlamamaktan dolayı soruşturma ve kovuşturma yapılamayacak, başlatılmış olanlar ise sona erdirilecek.

Torba'dan memura 1.700 lira daha çıktı

Meclis'te görüşülen 'torba tasarı'nın yasalaşması halinde sözleşmeli memurlar, ayda 113 TL aile yardımı almaya hak kazanacak. Sözleşmelilere de sendika yolu açılırken, üç ayda bir 45 liralık toplu görüşme primi ödenecek. Ayrıca 400 bin sözleşmeli kamu çalışanından her yıl alınan 150 liralık Damga Vergisi kaldırılacak. Sağlık çalışanlarının döner sermaye payına da 420 TL'lik taban sınırı getirilecek.

Kamuoyunda 'torba yasa' olarak bilinen düzenlemeye DİSK ve KESK başta olmak üzere bazı sendikalarla bir kısım meslek örgütleri muhalefet ediyor. Bu amaçla düzenlenen protesto gösterilerinde eylemciler polisle çatışmıştı.

Bazı sendikalarla muhalefet partilerinin 'iş güvencesini yok edecek' iddiasıyla eleştirdiği 'torba tasarı', çalışanlara önemli malî kazanımlar getiriyor. Düzenlemenin yasalaşması halinde yaklaşık 400 bin sözleşmeli personel, hizmet sözleşmesi için yılda ödediği 150 liralık Damga Vergisi'nden muaf tutulacak. Bu para memurun cebinde kalacak. Yine torba yasa ile ilk kez eşi çalışmayan sözleşmeli memura aylık 113 TL aile yardımı ödenecek. Temmuzda bu rakam 117 liraya çıkacak. Sözleşmeli kamu çalışanlarına da sendikalara üye olma hakkı tanınırken, 1,1 milyon sendikalı memura da üç ayda bir 45 liralık toplu görüşme primi ödenecek. Torba yasa ile toplamda memurun cebine yıllık ortalama 1.700 lira ek para girecek. Ayrıca sağlık çalışanlarının döner sermayesine de 420 liralık alt sınır gelecek.

Devletin alacaklarının yeniden yapılandırılması başta olmak üzere çalışma hayatı ve memurlara ilişkin çok sayıda önemli düzenlemeyi içeren 'torba tasarı'nın Meclis'te yasalaşma süreci devam ediyor. Tasarının hafta sonuna kadar yasalaşması bekleniyor. Bu amaçla gerekirse Meclis cuma günü de çalışacak. Ancak tasarı ile ilgili tartışmalar da sürüyor. Kimi sendikalar düzenlemenin çalışanlar için hak kaybı getireceğini ileri sürüyor. Ancak Meclis Genel Kurulu'nda kabul edilen kısımları itibarıyla sözleşmeli kamu çalışanları ile sağlık personeli ciddi kazanımlar elde etti. Torba yasa yürürlüğe girdiğinde sağlık çalışanları yıllık izin ve raporlu dönemlerde de ek ödeme alacak. Sözleşmeli personelin imzaladığı hizmet sözleşmesi için ödediği 150 TL'lik Damga Vergisi de kalkacak. Sendikalı kamu çalışanları 45 TL toplu sözleşme primi alacak. Düzenleme ile eşi çalışmayan sözleşmeli personel 113 TL olan aile yardımını her ay almaya hak kazanacak. Bu rakam Temmuz 2011'de 117 liraya çıkacak. Üç ayda bir 45 TL toplu sözleşme primi ise bütün sendikalı memurlar alacak. Bunlar toplandığında sözleşmeli memur, 2011 yılında yaklaşık 1.700 TL ek gelire kavuşacak. Torba yasa ile ayrıca sağlık çalışanlarının aldığı döner sermaye ek ödemelerine de taban sınırı getiriliyor. Düzenleme ile kurumun döner sermaye gelirleri yetersiz kalsa da sağlık çalışanına 420 TL'nin altında ek ödeme yapılamayacak. Böylece sağlık çalışanı, her ay 420 lirayı garanti ediyor. Ayrıca yıllık izin ve raporlu dönemlerinde sağlık çalışanına döner sermayesi hakkı verilecek. Daha önce izin ve rapor durumunda döner sermaye kesiliyordu. Böylece yaklaşık 250 bin sağlık çalışanı yıllık 420 TL daha fazla ek ödeme imkânına kavuştu.

Sağlık-Sen Genel Başkanı Mahmut Kaçar, "Görevi başında geçirdiği kaza sebebiyle rapor aldığı için döner sermayesi kesilen sağlık çalışanı, ek ödeme ile döner sermaye sisteminin adaletsizliğinden belli ölçüde korunmuş olacak." diye konuştu. Meclis'te kabul edilen 'torba tasarı' ile memura, doğumdan sonraki 1 yıl süreyle gece nöbeti ve gece vardiyası yazılamayacak. Kanser, verem ve akıl hastalığı gibi uzun süreli bir tedaviye ihtiyaç gösteren hastalığı olan memura ise 18 aya kadar izin verilecek. Engelli memurlara da isteği dışında gece nöbeti ve vardiyası yaptırılmayacak. Eşi doğum yapan memura, isterse 24 aya kadar aylıksız izin verilecek. 5 yılını tamamlayan memura, en fazla 2 defada kullanılmak üzere, toplam 1 yıla kadar aylıksız izin kullandırılabilecek.

Mısır'da zam sürprizi!






Mısır resmi televizyonu ERTU-1'in haberine göre, Mısır ekonomi Bakanı Samir Rıdvan, memur, işçi ve askerlerin nisan ayından itibaren zamlı maaşlarını alacaklarını, hükümetin ilk defa emekli maaşlarında yüzde 15 oranında zam yaptığını açıkladı.

Zamların brüt maaş üzerinden olacağını kaydeden Bakan Rıdvan, sadece emeklilere yapılan yüzde 15'lik zam oranının hazineye yıllık 6,5 milyarlık (yaklaşık 10 milyar Türk lirası) ek bir yük getireceğini söyledi.

Meydana gelen olaylardan dolayı zarara uğrayan kesimlere tazminat ödeneceğini ve bazı vergi borçları ile sigorta primlerinin ödenmeyen kısmına af getirileceğini ifade eden Rıdvan, Bakanlar Kurulunun ticari ve endüstriyel kuruluşların zararlarını karşılamak için bir güven fonu kurmayı kararlaştırdığını kaydetti.

Mısır Başbakanı Ahmet Şefik de, "hükümetin vatandaşlarla ilgilendiğini ve yaşam şartlarını ilerletmeyi istediğini" söyledi.

Haluk Kırcı gözaltına alındı

SUSURLUK kazasında yaşamını yitiren Abdullah Çatlı’nın yakın arkadaşı Haluk Kırcı, iki ayrı davadan hakkında kesinleşmiş olan toplam 6 yıl 8 ay hapis cezası nedeniyle gözaltına alındı.
Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, Beşiktaş’ta bulunan İstanbul Adliyesi’nden gelen yakalama kararı üzerine harekete geçti. Üsküdar’da bir cafeye düzenlenen operasyonda Susurluk çetesine üye olmak suçundan 4 yıl hapse mahkum olan Haluk Kırcı gözaltına alındı. Kırcı basın mensuplarının "Neden gözaltına alındınız?" yönündeki sorularına "bilmiyorum" şeklinde cevap verdi.
Kırcı, sağlık kontrolünün ardından Vatan Caddesi’nde bulunan İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü. Kırcı basın mensuplarının "Neden gözaltına alındınız?" sorusuna "Bilmiyorum" diye cevap verdi.
Kırcı hakkında 17 Temmuz 2002’da görülmeye başlanan iki ayrı davadan tutuklama kararı çıktığı öğrenildi. Kırcı hakkında dava dosyalarından birinde 4 yıl 2 ay ve 2 yıl 6 ay olmak üzere toplam 6 yıl 8 ay kesinleşmiş hapis cezası olduğu öğrenildi.

Ostim'deki Patlamada Açı Bilanço


ANKARA Valiliği, OSTİM ve İvedik Organize Sanayi'deki patlamalarda arama kurtarma çalışmalarını tamamlandı. Açıklamada şu bilgilere yer verildi:

'Yangın ve patlamalarda 20 kişi hayatını kaybetti. Yaralanan 53 kişiden 1'i ağır olmak üzere 12 kişinin tedavilerine halen muhtelif hastanelerde devam ediliyor. 41 kişiyse tedavilerinin ardından taburcu edildi.' Patlamaların kaynağına dair soruşturmalar çok yönlü sürerken Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 'oksijen tüpleri'nin üzerinde durduğu öğrenildi.
Savcılık patlamanın yaşandığı her iki firmaya da oksijen tüplerinin aynı partide gönderildiğini saptadı. Tüpün Özkanlar Hidrolik Makine Sanayi Fabrikası'na teslim edildiği gün patlamanın gerçekleştiği ortaya çıktı. 100 ayrı firmaya da aynı partide oksijen tüpünün dağıtıldığı saptanırken bu firmalar da uyarıldı.

Torba Yasa'da haklar değişiyor!

Kamuoyunda bilinen adıyla “Torba Kanun” yürürlüğe girdiğinde hayatımızda çok şey değişecek. Özellikle İş ve Devlet Memurları Kanunlarında yaptığı önemli değişiklikler ile çalışma hayatımızdaki hak ve borçlarımızı değiştireceği gibi sosyal güvenlik kanunlarındaki değişiklikler ile sosyal hak ve borçlarımız da artık eskisi gibi olmayacak. 24 maddeyle başlayan ve o dönemde çalışanların lehine gibi görünen maddelerden oluşan yasa, sonrasında eklenen 200 maddeyle bambaşka bir hale geldi. İşverenlerle ilgili her şeyi içeren yasa, çalışanların haklarına gelince, "Yönetmelikle belirlenir" diyor. Yönetmelik ise seçimlerden sonraya kaldı. Kısacası Torba Kanun içinde halkın beklentilerine uygun ve olumlu değişiklikler olduğu gibi sermayenin taleplerine uygun çalışanları etkileyecek olumsuz değişiklikler de var. Bugün, yasa içinde yer alan ve çalışanlar için olumlu olacak maddeleri anlatacağız. Yarından itibaren ise çalışanları olumsuz etkileyecek maddeler üzerinde duracağız.

OLUMLU DEĞİŞİKLİKLER
TBMM’de önce Plan ve Bütçe Komisyonu’nda ardından da genel kurulda kabul edilen prim ve vergi affı olumlu ve beklentilerine uygundur.

Yeni gelen affın detayları: Açıklamalara göre SGK’ya 31.12.2010 gününe kadar oluşmuş prim ve cezalar Af Kanunu kapsamında olacak.

SSK ve Bağ-Kur prim borçları bakımından; Sosyal Güvenlik Kurumu’na var olan işveren ve Bağ- Kur prim borçlarının prim asıllarından herhangi bir indirim yok ama birikmiş gecikme zam ve faizleri silinecek. Gecikme zam ve faizleri yerine ise 2005 yılına kadar TÜFE, 2005 yılından sonra ise ÜFE ile güncelleme yapılacaktır. Yani, prim borcuna işlemiş gecikme zam ve faizleri silinecek bunlar yerine prim ana parasının oluşma ayından bugüne kadar ÜFE ve TÜFE ile artırılacak.

İdari para cezaları bakımından; SGK’ya var olan idari para cezalarının ana parasının yüzde 50’si silinecek ve kalan yüzde 50 ceza da bugüne kadar ÜFE ve TÜFE ile güncellenecek.

Mahkemelik olanlar şanslı! SGK’yı mahkemeye vermiş olan işverenler ve Bağ-Kur’lular ise en şanslı olanları. Davalarından vazgeçmek şartıyla ihtilaflı alacakların yüzde 75’ini SGK silecek ve kalan yüzde 25’lik kısmın gecikme zam ve faizleri de silinip, TÜFE ve ÜFE ile güncellenecek.

Başvuru süresi 2 ay olacak. Prim ve vergi affına başvuru süresi Kanun’un Resmi Gazete’de yayımlanmasını takip eden 2 aydır. İki aydan sonra affa başvurulamayacak.

Bağ-Kur süresi silinenler eski rakamlardan ödeme yapabilecek. 30 Nisan 2008 gününe kadar Bağ- Kur’a 60 aydan çok prim borcu olanların sigortalılık süreleri silinerek Bağ-Kur borçları da sıfırlanmıştı. Bunlardan silinen sürelerini canlandırmak isteyenlerin güncel rakamlarla ödeme yapmaları gerekiyordu.

Torba Kanun ile güncel rakamlarla değil eski rakamlarla silinen sürelerini canlandırma hakkı da getirilmektedir. Ancak, bu kişiler Bağ-Kur sigortalılık sürelerini canlandırırken hiç yararlanmadıkları sağlık hizmetleri için yüzde 12.5 oranında genel sağlık sigortası da ödemek durumunda kalacaklar. Bu da olumsuz bir durumdur. Haksız yere 65 yaş veya özürlü aylığı alanların, aylıklarını yüzde 50 fazlasıyla geri alınması gerekenlerden, yüzde 50 fazlaya ilişkin tahsil edilmemiş tutarların tahsilinden vazgeçilecek.

Kapanan, iflas eden işyerlerinin 31/7/2010 veya önceki bir tarihe ilişkin olduğu halde ödenmemiş sigorta primi, işsizlik sigortası primi, sosyal güvenlik destek primi ve idari para cezası asılları toplamı 50 lirayı aşmayan alacaklar ile tutarına bakılmaksızın bu alacaklara bağlı gecikme cezası ve gecikme zammı gibi fer’ilerinin ve aslı ödenmiş olan fer’i alacaklardan tutarı 50 lirayı aşmayanların tahsilinden vazgeçilecek. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile üyelerin oda ve borsalara ödenmemiş olan aidat borçları asılları altı ay içinde ödenirse borç asıllarına isabet eden gecikme zamlarının tahsilinden vazgeçilir. Oysa aynı düzenleme meslek kuruluşlarına üye olan küçük esnaflar için de (Örneğin; Bakkallar Odası üyeleri) geçerli olmalı. Meslek kuruluşuna borcu olduğu için üye kaydı bulunduğu halde SGK’ya ibraz etmek üzere yazı alamayan 100 binden fazla esnaf var.

Topluluk sigortası olanlar SSK’ya geçecek
10- 1 Ekim 2008 günü yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun ile yapılan hatayla topluluk sigortası kapsamında müteahhitler tarafından yurtdışına götürülen Türk işçilerin emeklilik primleri artık işverenleri değil kendileri tarafından isteğe bağlı sigorta kapsamında ödenebiliyordu. Ödenen primleri de SSK’ya değil Bağ-Kur’a sayılıyordu. Şimdi hatanın yarısı düzeltilmiş işçiler yine kendi ceplerinden emeklilik primi ödeyecekler ama ödedikleri SSK’ya sayılacak.

65 YAŞINDAN BÜYÜK ÇİFTÇİLER PRİM DE ÖDEMEYECEK, EMEKLİ DE OLMAYACAK
11- 65 yaşından büyük bile olsalar tarım işletmesi sahibi yani bağı, bahçesi, tarlası olup da çiftçilik yapanlardan istemeseler dahi SGK sigorta primi isteniyordu; şimdi düzenleme ile 65 yaşından büyük olan Tarım Bağ-Kur’lular SGK’ya emeklilik primi ödemeyecekler ve emekli de olamayacaklar. Tarım Bağ-Kur’lu birisi SSK’lı işe girse Tarım Bağ-Kur’u sona erecek ve SSK’sı sona ererse Tarım Bağ-Kur’u otomatik olarak tekrar başlayacak.

KANUNLA ZORUNLU GSS PRİMİ 2012 YILINA ERTELENİYOR
İşsizler, ayda 30 günden az çalışanlar, köylüler ve 18 yaşından büyük çocuklarımız 1 Ekim 2010 gününden itibaren zorunlu Genel Sağlık Sigortası (GSS) kapsamına alınmışlardı. 01.11.2010 gününe kadar da önce Kaymakamlığa gidip gelir testi yaptırmaz, SGK’ya GSS giriş bildirgesi vermezlerse önce bir asgari ücret (796 lira) idari para cezası alacaklardı. Bunun sonrasında da her ay 185 lira Genel Sağlık Sigortası primini ödemek zorunda bırakıldılar. Aslında bu düzenleme şimdi yürürlükte ve yaklaşık 10 milyon Türk bu cezayı yemiş durumda; ama 12 Haziran 2010 günündeki genel seçimi düşünen hükümet düzenlemeyi Torba Kanun ile 01 Ocak 2012 gününe ertelemektedir. Olumlu mu yoksa olumsuz mu siz karar verin.

HATALI AYLIK GERİ ÖDEMELERİ 3 AYDAN 24 AYA ÇIKIYOR
Kamuoyunda bilinen Torba Kanun yürürlüğa girdiğinde yapılacak düzenlemeyle Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından hatalı veya yanlış ödendiği tespit edilen emekli, dul, yetim veya 65 yaş (özürlü) aylıklarının geri ödeme usul ve esasları da değiştirilmektedir. Yani Sosyal Güvenlik Kurumu, hatalı maaş bağladıklarından maaşları 3 ay içinde geri istemekte idi. 3 ay içinde bu ödemeyi yapmayanlar için faiz hesaplamakta idi. Şimdi sözü geçen hatalı maaşları, 24 ay içinde ödemek mümkün olacak. Ödemelerin belirtilen süre içinde yani 24 aya kadar yapılması durumunda faiz de işlemeyecek.

Bağ-Kur’lular GSS’den yararlanabilecek
Torba Yasa yürürlüğe girdiğinde, 4/B bendi (Bağ-Kur) kapsamında bulunan sigortalılar da GSS’den yararlanabilecek. Bu kapsamdaki sigortalılar, borçlarını yapılandırmaları halinde, yapılandırılan borcun haricinde altmış günden fazla prim ve prime ilişkin borçlarının bulunmaması ve ilk taksitini de ödemeleri kaydıyla, hak sahipleri de dahil genel sağlık sigortasından yararlanmaya başlatılacak.

Yerli elektrikli otomobil geliyor!

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın yerli otomobil hayalini, Erteks Oto Dekorasyon'un sahibi ve yerli spor otomobil Etox'un üreticisi Ankaralı iş adamı Ercan Malkoç gerçekleştiriyor. Malkoç, Türkiye'nin ilk tamamen yerli yapım elektrikli otomobilinin yapımını 3 ay sonra bitirmiş olacaklarını bildirdi.

Daha önce ürettikleri yerli spor otomobil Etox'un, elektrikli binek türünü hazırladıklarını belirten Malkoç, Elektrikli Etox'un, saatte 120 kilometre hız yapacağını ve bir dolumda 250 kilometre yol gideceğini ifade etti. Elektrikli Etox için şu anda 4 yerli firmanın ayrı ayrı motor geliştirdiğini anlatan Malkoç, bir yerli firmanın da kendileri için batarya geliştirdiğini bildirdi. Elektrikli Etox'un prototipinin 3 ay sonra hazır hale geleceğini bildiren Malkoç, ''Bizim yapacağımız elektrikli otomobil öyle çok küçük olmayacak. Bildiğimiz 4 kapılı, ihtiyaç duyulduğunda devlet dairelerinde de kullanılabilecek yerli bir otomobil olacak'' dedi.

Malkoç yaptığı açıklamada, 2007 yılında yerli spor otomobil Etox'u yaptıklarını ve çok ciddi ilgi çektiğini söyledi. O dönemde 200'e aşkın sipariş aldıklarını anlatan Malkoç, şöyle konuştu:

''Aracın motor hariç tüm aksamlarını kendimiz ürettik, ama motoru maalesef bir firmadan almak zorundaydık. Firmayla yaptığımız görüşmelerde bize motor vereceklerini söylediler, ama o dönemde arabamızla ilgili haberlerin etkileyici şekilde yer alması ve bu işte bizim iddialı olduğumuzu gördüklerinde bize motor veremeyeceklerini söylediler. Sonra biz başka firmalarla görüşmeye başladık, ama hiç biri bize motor veremeyeceklerini ve motorun yurt dışına bağlı olduğunu, yurt dışındaki merkezlerin de buna izin vermediğini belirttiler. Motorsuzluktan dolayı bu otomobili o günün şartlarında satamadık. Ancak iki tane yapıldı. Bir tanesinin tip onay belgesi alındı, seri üretim belgesi alındı, trafikten plaka çıkarıldı ve şu anda kullanıyoruz. O günden sonra dışa bağımlılıktan kurtulmak adına biz de elektrikli otomobil yapmaya karar verdik. Sayın Başbakanımızla da görüşme imkanımız oldu. Sayın Başbakanımız da 'elektrikli yapın' dedi. Biz de elektrikli için Sanayi Bakanlığının SANTEZ projesine başvurduk, oradan bize bir hibe çıktı. O hibeyle birlikte şu an elektrikli ve 4 kapılı bir otomobil yapmaya devam ediyoruz. 3 ay içerisinde bu otomobili hazır hale getireceğiz.''
30-35 BİN LİRAYA...Tasarladıkları elektrikli otomobilin ilk etapta 120 kilometre hız yapabileceğini ve bir dolumda 250 kilometre gidebileceğini belirten Malkoç, elektrikli Etox'u 30-35 bin liraya satmayı hedeflediklerini ifade etti. Elektrikli otomobilin çok ekonomik olduğunu vurgulayan Malkoç, ''Bir bataryayı 10 dolara dolduruyorsunuz ve 250 kilometre yol gidiyorsunuz. Şu an ki yakıta göre yüzde 90 daha ucuza geliyor. Ülke olarak otomobil yapamamamızın en büyük nedeni motorda dışarıya bağımlı kalmamızdı. Çünkü Türkiye'de bugüne kadar motor yapamadık. Elektrikli otomobil bizim için büyük bir fırsat oldu. Artık batarya da motor da Türkiye'de yapılabilir. Yani dışarıya bağımlılık kalmıyor. Dizel ve benzinli motorda kaçırdığımız treni elektrikli motorla yakalayabiliriz'' diye konuştu.

Şu anda 4 yerli firmanın elektrikli Etox için ayrı ayrı motor hazırladığını belirten Malkoç, bir yerli firmanın da batarya geliştirdiğini anlattı. Etox üzerinde yaklaşık 4 yıldır çalıştıklarını dile getiren Malkoç, şöyle konuştu:

''Etox'un 3 yıl önce seri üretim belgesini, tip onay belgesini, kapasite belgesini aldım. Fransa'dan pin kodunu aldım ve o günden bugüne de enerjimi hiç kaybetmeden pozitif bir şekilde aracı geliştirmeye devam ediyoruz. Etox, İstanbul Teknik Üniversitesi'nin test merkezinde 33 tane teste tabi tutuldu ve yüzde 88 gibi yüksek bir oranla geçti. Oradaki hocaların bir çoğu aracın Türk yapımı olduğuna inanamadılar. Bu deneyimler sayesinde artık aracın motor hariç bütün aksamlarını başarılı bir şekilde üretebiliyoruz. Ben otomobilin badisini yapabiliyorum, en güzelini yapıyoruz. Yapmış olduğumuz Etox, gezerken herkesin ilgisini çekiyor. Porsche, Lamborghini görünümünde bir otomobil ortaya çıkardık, ancak bizim burada en büyük eksiğimiz otomobilin motorunu yapmaktı. Artık elektrikli motoru da kendimiz yapacağız. Şimdi 4 yerli firma bize elektrikli motor geliştiriyor. Batarya için de bir firma çalışıyor. Türkiye'nin ilk tamamen yerli yapım elektrikli otomobilini 3 ay sonra bitirmiş olacağız. Yüzde yüz yerli olacak. Sayın Başbakandan da bize destek olmasını istiyoruz. Gerekli destek sağlanırsa 1 yıl içerisinde seri üretime geçebiliriz.''

''ARTIK TEKERLER TÜRKİYE'YE DÖNSÜN''
''Şu an dönen tekerlerin hepsi ya Fransa'ya ya İngiltere'ye ya Japonya'ya ya Almanya'ya ya da ABD'ye dönüyor. Onlar da bir şekilde bu sistemi bozmak istemiyorlar. Artık tekerler Türkiye'ye dönsün istiyoruz'' diyen Malkoç, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Türkiye'nin kendi otomobil markası oluşturmasının zamanı geldiği yönündeki düşüncelerinin çok doğru ve yerinde olduğunu kaydetti.

Bunu gerçekleştirmek için kendileri gibi 5-6 firmanın bulunduğunu ifade eden Ercan Malkoç, şunları söyledi:

''İşin açıkçası büyük otomotiv firmalarından medet umulmaması gerekiyor. Hemen hemen hepsi distribütör olduğu için kendi markalarını yaratma gayeleri yok, şansları da yok. Çünkü hepsi göbeğinden, bacağından yurt dışına bağlı. Kimse kendine rakip çıkarmak istemiyor. Zaten bunlar al-satçılar ve yıllardır ciddi oranda paralarını kazanıyorlar. Sistemlerini kurmuşlar, tıkır tıkır çalışıyor. En çok arabayı onlar satıyorlar. Yurt dışından emirler geliyor ve ona göre hareket ediyorlar. Niye kendini sıkıntıya sokarak Türk otomobili yapmaya çalışsın? Dikkat ediyorum, hepsi bugün bunun nasıl yapılacağını değil, niye olmayacağını anlatmaya çalışıyor. Sayın Başbakanın önüne bol sıfırlı rakamlar koyuyorlar. Otomobil üretebilmek için bir tanesi 750 milyon Avro'dan bahsediyor, bir diğeri 1 milyar avro'dan. Halbuki 50-60 milyon avro'luk bir yatırımla yılda 2500-3000 araç üretebiliriz.

Bizde şunu iddia ediyoruz; bu gibi projeler, bir iki kişiye vermektense bizim gibi bu işe gönül vermiş, kendi otomobilini yapmaya çalışan ve geçmişi olan firmalara verilirse Türkiye'nin 5-6 tane otomobil markası birden çıkabilir.''

İstanbul'da kundaklamalar devam ediyor




İkitelli Atatürk Mahallesi Zeytin Sokak'ta park halinde bulunan 3 araca saat 00.30 sıralarında kimliği belirsiz kişi ya da kişilerce molotofkokteylli saldırı yapıldı. Bir otomobil tamamen kullanılamaz hale geldi. Diğer iki araca atılan molotofkokteylleri patlamadı. Saldırganlar olay sonrası geldikleri minibüsle kaçmayı başardı.
Yanan otomobil, itfaiye ekiplerinin çalışması sonrasında söndürüldü. Polis ekipleri araçta ve çevresinde incelememelerde bulundu. Olay yeri ve terörle mücadele ekipleri delil topladı.
Zanlıların araçları yaktıktan sonra kaçtığını belirten araç sahipleri, bir aracın kullanılamaz hale geldiğini, diğer iki araçta önemli bir problemin bulunmadığını aktardı. Yetkililerin saldırganları yakalaması gerektiğini ifade eden vatandaşlar, terör örgütü yandaşlarına tepki gösterdi.  halı yıkama mersin mersin temizlik firmaları
Ankara Oto Kiralama  Erzurum Oto Kiralama  Ankara Hasta Bakıcılık
köme pestil pestil köme gümüşhane köme gümüşhane pestil mersin oto kiralama mersin rent a car Arabamı Kiraya Vermek İstiyorum

Gürsel Tekin'e Göre CHP'nin Oy Oranı...

Gürsel Tekin'e Göre CHP'nin Oy Oranı...
Samanyoluhaber TV'de yayınlanan Haber Ankara programına konuk olan CHP Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin, son dönemde en çok tartışılan konular hakkında konuştu

HAYATIMIZDA İFTİRA YOK

CHP'nin isyan çağrısıyla ilgili Tekin "son 30 yıldır Türkiye'deki yolsuzlukların karşısında isyan etmek lazım, Bu kadar soygun olabilir mi? Hepsinin belgeleri var, Sayın Genel Başkanımız camilerdeki soygunu belgeleriyle açıkladı." dedi.
Tekin, "Olmayan bir şeyi olmuş gibi anlatmak gibi kötü bir şey yoktur. Keşke AKP'deki arkadaşlarımızla karşılıklı olarak konuşabilsek dedi. Belli medya grubumuz birçoğunu görmezden geliyor. Genel Başkanımızın ve benim hayatımda iftira yok" ifadelerini kullandı.

CHP DİNDARLARA SAYGILIDIR

Bakın CHP dindar vatandaşlara saygıda çok hassastır. CHP eleştirilemez mi? Eleştirilecek olmayan haberler yapmayın ayıptır günahtır...

BATUM SÖZÜNÜ DÜZELTTİ

Bu tür açıklamaların (Batum) CHP'yi zor durumda bıraktığını düşünüyor musunuz? sorusuna "partide çok farklı kanatlar var algısı doğru değil" şeklinde yanıtladı.

OY ORANINI AÇIKLADI

Sayın Başbakan'a çağrı yapıyorum. AKP'nin en çok oy aldığı illere hangi AKP'li Genel başkan Yardımcısı varsa, istiyorsa oraya beraber gidelim.
Abdullah Abdulkadiroğlu'nun CHP'nin oy oranını sorması üzerine En iyi araştırma benim. Ben vatandaşın duygularını biliyorum. Şu anda yüzde 32-33'ün civarında 4 ay sonra % 40'ı uzak görmüyorum. % 40 olmazsa istifa ederim. Yükselişi görüyorum dedi.
"Silivri konusunda kişisel düşünceniz nedir konusunda görüş belirtmek istemiyorum. Bence herkes aday olabilmeli" şeklinde cevap verdi.

TOKİ’den 4 bin lira peşinatla daire

TOKİ’den 4 bin lira peşinatla daire

Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ) 5 bin 834 adet 2 oda 1 salon nitelikli konutu kura yöntemiyle satışa çıkarıyor. 4 bin TL’den başlayan peşinatlar ile 15 yıl (180) vadeli olarak satışa çıkarılacak konutların aylık taksitleri 225 TL’den başlıyor.
TOKİ’nin 20 ilde satışa çıkardığı ucuz konutlarından almak isteyenlerden, başta gelir durumu olmak üzere, alt gelir grubu konut satışlarında istenen tüm şartlar aranacak.
5 BİN 834 KONUTLUK KURALI SATIŞ KAMPANYASI
TOKİ’den yapılan açıklamada, İdare’nin 2011 yılının ikinci büyük konut satış kampanyasının başlattığı bildirildi. Açıklamaya göre Ocak ayında 6 bin 758 konutu çekilişsiz kurasız olarak satışa çıkaran TOKİ, Şubat ayında da yoksul kesimi ilgilendiren 5 bin 834 konutluk kuralı satış kampanyasını başlatacak.
Taksitleri teslimden sonra başlayacak konutlardan almak isteyenler 17 Şubat-4 Mart tarihleri arasında, illerde valiliklere ilçelerde ise kaymakamlıklara başvurabilecek. TOKİ konutlarından almak isteyenler, noter huzurunda çekilecek kura ile belirlenecek. Konut satışları ile müracaat şartları hakkında bilgi edinmek isteyenler, TOKİ’nin http://www.toki.gov.tr/ internet adresi ile projelerin bulunduğu valilik ve kaymakamlıklardan yararlanabilecek.
TOKİ tarafından satışa çıkarılan projeler ile konut sayıları şöyle:       
PROJE ADI               KONUT SAYISI
ADANA AKKUYU 2. ETAP              232
AFYONKARAHİSAR SAHİPATA      144
AKSARAY MERKEZ                       160
BARTIN MERKEZ                          192
BİNGÖL MERKEZ                         160
BİTLİS MUTKİ                              128
ÇORUM MERKEZ                          256
DÜZCE MERKEZ                           320
EDİRNE MERKEZ                          282
ELAZIĞ MERKEZ ZAFRAN             500
GÜMÜŞHANE MERKEZ                 198
KARAMAN KIRBAĞ                       192
KAYSERİ MERKEZ                        602
KONYA MERAM 2. ETAP               288
KÜTAHYA MERKEZ                       448
NİĞDE BOR                                 192
NİĞDE MERKEZ                           176
OSMANİYE MERKEZ                     128
SİVAS MERKEZ                            468
TEKİRDAĞ MALKARA                    240
TEKİRDAĞ MERKEZ                      400
VAN BOSTANİÇİ                          128
TOKİ'DE ŞUBAT KURALARI ÇEKİLİYOR
Başbakanlık Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ) Şubat ayı içerisinde aralarında sosyal yardımlaşma konutlarının da bulunduğu 2 bin 744 konutun kurasını çekecek.
Aralarında İstanbul, İzmir ve Antalya'nın da bulunduğu 7 ayrı bölgedeki konutlardan almak için 3 bin 952 kişi başvurdu.
TOKİ'nin İstanbul Kayaşehir (Kayabaşı) 17. Bölgede yaptığı 434 konutun kurası 7 Şubat'ta, Ahmet Cömert Kapalı Spor Salonunda, İzmir Urla'da yapılan 26 konut için 18 Şubat'ta Urla Belediyesi URİT Toplantı Salonunda kura çekilişi yapılacak. TOKİ'ye, İstanbul'daki 434 konut için 1568 kişi başvuruda bulundu.
TOKİ tarafından yapımı tamamlanan ve daha önce çekilen kura ile hak sahipleri belirlenen 2 bin 284 adet “100 lira taksitli 45 metrekarelik 1 1 konutun” kat ve daire belirleme kuraları da Şubat ayı içerisinde çekilecek.

Defne Joy Öldü, Hıncal Uluç Ayıp Etti

Defne Joy Foster öldü ve beraberinde bir çok tartışmayı getirdi.

Henüz 32 yaşında hayata veda eden ünlü sunucu ve oyuncu Defne Joy Foster, bugün son yolculuğuna uğurlandı.
Kadıköy'de bir arkadaşına ait evde dün ölü bulunan sunucu ve oyuncu Defne Joy Foster'in cenazesi, İstanbul'da toprağa verildi.
Hıncal Uluç'un Yazısı (Kaynak: http://www.sabah.com.tr/Yazarlar/uluc/2011/02/04/bu_nasil_bir_mahalle)
"Perşembe sabahı, evde kahvemi içip gazetemi okurken, Fatoş geldi. Evdeki yardımcım..
"Hıncal Bey haberiniz var mı, Defne Joy ölmüş.. Evinde ölü bulmuşlar" dedi..
Defne Joy'la tanışmayız. Televizyon izleyen biri olmadığım için, sokakta yanımdan geçse tanımam.. Ama hele son zamanlardaki ününü hemen her gün gazetelerin magazin sayfalarında okuyorum. Acun'un, her programı olay olan, bence günümüzün 1 nolu yapımcısı Acun'un son yarışması "Yok Böyle Dans"ın yıldızlarından.. Yarışmayı kazanacağını kimse tahmin etmiyor, ama kimse de elenmesini istemiyor. Öyle sempatik, öyle hayat doluymuş..
Hatta Sevgili Yüksel (Aytuğ) "Acun bu kız elenirse onu sunucu yap, kaybetme" diye öğüt de veriyordu geçen hafta, Yakın Kumanda'da..
İşte ölen, o daha iki gece evvel seyircilerini coşturan hayat dolu kız..
Hemen TV'ye davrandım.. Haberleri izliyorum.. Ekranın başında donup kaldığımı hatırlıyorum..
Arka arkaya şoklar..
Defne Joy'un ölü bulunduğu yer kendi evi değil. Bir bekar erkeğin evi..
Bekar erkek, benim küçük kuzenim, Sanem'in kardeşi Kerem..
Beni donduran, Defne'nin ölü bulunduğu evin önünde canlı yayın yapan NTV habercisinin sözlerinden biri oldu.
"Defne Joy Foster'in kocası İlker Yasin Solmaz, az önce buraya geldi. Çok üzgün görünüyordu.."
İşte o an, orda kalakaldım.
O çarşamba sabahı, dünyada yerinde olmayı istemeyeceğim bir tek kişi vardı.. İlker Yasin Solmaz..
Düşünebiliyor musunuz?..
Sabaha karşı telefonunuz çalıyor ve haber veriyorlar.
"Eşiniz öldü. Gelin cenazeyi alın.."
"Nerde, nasıl, ne zaman?.."
"Sabaha karşı bir bekar evinde ölü bulundu. Polis soruşturuyor.."
Ne hale gelirsiniz?.. Ne düşünürsüz?..
Ne olursunuz?..
Dün sabah gazeteme baktım..
Tonla haber, tonla yazı.. Defne üzerine.. Ölen Defne'nin dramı üzerine..
Ama asıl ölü, hem de "Yaşayan Ölü" İlker Yasin Solmaz'la ilgili tek satır yok.. Asıl trajediyi yaşayan adamın adı geçmiyor nerdeyse, haberler ve yorumlarda..
İnsanlık ölmüş sanki..
Defne öldü.. Onun için her şey bitti..
Ama bu genç adam yaşayacak.. 18 aylık bebeği ile yaşayacak..
Yarın o bebek aklını başına toplayacak yaşa geldiğinde "Baba bana annemi anlat" diyecek?..Ne anlatacak İlker Yasin?.
Gencecik, hayat dolu karısı, 18 aylık bebeğinin annesi beklenmedik şekilde ölmüş.. Ona mı ağlayacak İlker Yasin.. Yoksa bir bekar evinde, sabaha karşı kanında tonla alkolle ölü bulunmuş, ona mı çıldıracak?..
Empati, mempati.. Hadi kendinizi İlker Yasin'in yerine koyun dostlarım..
"Acun yarışmayı durdursun.. Kupayı da Defne'nin 18 aylık bebeğine versin" diye hamasi bir tavsiyede bulunan Sevgili Yüksel'e sorum var..
Defne senin eşin olsaydı, dikkat et, sadece "Olsaydı" diyorum.. O "Mesela" yı okurken bile ne hale geldiğini tahmin ettiğim için.. "Defne senin karın olsaydı, gene bu yazıyı yazar mıydın.."
Kerem'in adını duyunca, Gökmen Özdemir'i aradım, Vatan'dan.. Arkadaşı..
"Sor bakalım kerataya, evli barklı ve çocuklu kadını niye götürmüş evine" dedim. "Sordum bile ağbi" dedi, Gökmen.. "Vallahi daha o gece tanıştık. İkimizin de kafası iyiydi. Gittik işte" demiş, Kerem..
Defne'yi nerdeyse "Azize" ilan eden Ayşe kardeşim..
İşte anlatmak istediğim bu..
Bizim zamanımızda Aşka düşülürdü.. Falling in love..
Daha tanıştığın gece, eve, yatağa koşmanın adı da love.. Ama onun fiili başka.. Aşk Yapmak.. Making love..
Benim aşka düşmeye saygım var.. Ama aşk yapmaya yok..
İnsan evliyken de âşık olabilir. Evli birine de âşık olabilir.. Gönül ferman dinlemez, demiş eskiler.. Durup dururken dememişler.. Yüzlerce yıllık deneyim..
Gönül ferman dinlemez tamam ama, 18 aylık bebeği olan evli genç kadın da, daha o gece tanıştığı erkeğin evine koşmaz..
Bunu bana kimse kabul ettiremez. Ben mahalle baskısından da korkmam. Kafamı kesseler düşündüğümü söylerim..
Defne boşanma kararı almış mı?. Mahkemeye baş vurmuş mu?. Evini ayırmış mı?. Ayrı mı yaşıyor eşinden, bebeğinden..
Bilmiyorum.. O konuda satır okumadım, ne öncesinde magazin sayfalarında. Ne de ölümü sonrası haberlerde ve yorumlarda..
Yani..
Ortada çok açık, çok seçik bir "İhanet" var.. Hem de aşk aldatması bile değil. Bir gecelik macera/ One night stand için, aldatılan bir koca ve unutulan bir bebek..
Ölmüş.. Allah rahmet eylesin..
Ama böyle bir insana, öldü diye saygı duymamı kimse benden beklemesin..
Kimse de, onu Azize ilan ederek, gençliğin önüne "Rol model" diye koymaya kalkmasın..
Defne Joy Foster'in ölüm sebebi bilinmiyor..
Astım hastasıymış. Fena halde sarhoşmuş. Bilinen o.. Alkol mü?. Son zamanlarda zararı bilimsel araştırmalara konu olan, bir nevi doping, enerji içeceklerinin aşırı kullanılması mı?. Uyuşturucu mu?. 10 gün içinde Adli Tıp gerçeği açıklayacakmış.. Öğreneceğiz.Ama benim görüşüm değişmeyecek.

köme pestil pestil köme gümüşhane köme gümüşhane pestil
Defne'nin ölümü tipik bir "Su testisi, su yolunda kırıldı" olayıdır!..


"Editörden Not"

Yazik  valla yazik yazilanlara bak tanimazmiş etmezmiş o kadar bilgiyi nerden topladin peki kiz hakkinda?? ama sunu unutma bu kiz öldü ve hiç bir sekilde kendini sana savunamıyor, bu isin öldükten sonrası var umarim iki eli yakanızda olur...!
Ahkam kesmek kolay, Bunun nedeni de ölüler Konuşamaz, birgün elbet herkes ölecek emin ol Hıncal Uluç Sanada birşeyler söylenecek ve sende karşılık veremiyeceksin..."

Manşet Haberler